“HERKESE KENDİ İNANCINDA ALLAH YARDIM ETSİN” “KIL MEN عALA DİNO, ALLAH İYعİNO”
Yazar Altan Tan’ın genel olarak Alevilere ve Gazeteci Kemal Öztürk’ün spesifik olarak Arap Alevilere (Nusayrilere) yönelik ötekileştirici ve tehdide varan nefret söylemlerini kınıyoruz. Yüz yıllardan beri toplum sorunlarının çözümüne yönelik açılımların yapılacağı umudu yeşerdiği her önemli eşikte, “suyu bulandırmanın” tesadüf olamayacağını düşünüyorum. Simbiyotik ilişkiyle devletlere ve dolayısıyla yazılı, görsel ve sosyal medya organlarına eklemlen(diril)en karartma manipüle uzmanları sınıfının ödevlerinden biri de “Dış güçler” efsanesine tamamlayıcı “iç düşman” icat etmek. Pompalanan kirli bilgi ve manipülasyonların yol açması muhtemel davranış bozukluklarının panzehiri olan kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi; özgürlükçü laiklik, eşit vatandaşlık ve demokrasi hedeflerimize yönelik mücadelemiz bağlamında da önemsiyoruz.
RESİM: ALMANYADA, 1500'LERDE KİLİSENİN "CENNETTEN TOPRAK" SATIĞI DÖNEMDE MARTİN LUTHER KİLİSEDEN CEHENNEMİ SATIN ALDIĞI VE HALKA YÖNELİK "CHENNEMİ SATIN ALDIM, BENİMDİR. BUNDAN SONRA ORAYA KİMSEYİ ALMIYORUM" DİYE İLAN ETTİĞİ İDDİA EDİLİYOR. MARTİN LUTHER REFORM HAREKETİNİN ÖNCÜLERİNDENDİR.
HEPİMİZİN EMEĞİNDEN, ALINTERİNDEN TOPLANAN VERGİLERİMİZDEN OLUŞAN BÜTÇEDEN FİNANSE EDİLEN DEVLET DİYANETİ (DİB): DEVLET DİNİNE İNANANLARA "SEVDANIN YOLLARIYLA CENNET" ; HRİSTİYAN, ALEVİ, SÜRYANİ, NUSAYRİ, NASRANİ VB DEVLET DİNİ DIŞINDA KALANLARA BU DÜNYADA VE ÖTEKİ DÜNYADA ????
İnancı tanımlama hakkı, başkalarının haklar halesini ihlal etmeden sadece inanana aittir. Alevi İnananlarının; inancını tanımlamanıza ve makbul/makbul olmayan, İslam İçi/Dışı, Ali’li/Ali’siz, Cennetlik/Cehennemlik kategorilerine ayırmanıza ve Cennete gidiş vizesi, Cennetin Anahtarı, Cennette Arsa tariflerinize talepleri yoktur. Sünniler, Kürtler, Türkler vb hiç bir etnik ve dini grup ne ülkemizde nede Suriye’de, İsrail de, Yunanistan'da, Bulgaristan'da, Almanya’da, ABD’de veya başka herhangi bir ülkede, sorun odağı vb olarak yaftalanamaz. Bu ifadeler veya imalar “ifade özgürlüğüyle” meşrulaştırılamaz.
EVET SORUNUMUZ VAR
Nasıl ki Hristiyanlar, Sünniler inanç ve etnik yapı bağlamında ve siyasi bağlamda homojen (Hallı Turhallı) değilse Aleviler de homojen değildir. Genel olarak Türkiyeli Alevilerinin ve özel olarak Arap Alevilerinin (Nusayrilerin) ortak vatan, bayrak, ülke sınırları ve ortak resmi dil Türkçe vb ortak değerlerle hiç sorunları olmadı. Eşit vatandaşlık, özgürlük ve hak mücadelesinin silahsız yasal ve meşru zeminde yapılmasını, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi (Çerçeve Yasa) ve çözüm sürecini, insanların ölmemesi, Kan, Acı ve göz yaşının dindirilmesi süreciyle sorunu yoktur. Fakat, manevi dünyamızı ve İnanç alanımızı dahi işgal eden, namazımızı, duamızı, ibadetimizi dikte eden rejimle, partileriyle ve uygulayıcı liderleriyle sorunlarımız oldu ve hala var. Devlet icadı din, ibadet, ibadethane, Zorunlu Devlet Dini Dersi, Tüm Türkiye’lilerden (Hristiyan, Alevi, Sünni, Şii, Süryani, Ateist, vb) alınan vergilerin “Devlet Dini Diyaneti İşleri Başkanlığına (DİB) aktarılmasına ve okulda devletin belirlediği Makbul Kıyafetleri giyeceksin! dayatması ve “İkna Odaları ayıbıyla” Türkiye'de “Irk birliği” ve “Brakisefal kafa yapısı birliği”uğruna kafa ölçme kampanyaları (64000 kafatası ölçüldü, bu uğurda “Mimar Sinan'ın” kafatası kaybedildi) ayıbıyla, Anadili Türkçe olmayanları Asimile etme amaçlı Anadil yasakları ve Hars komitelerinin “Vatandaş Türkçe konuş” kampanya adı altında dayatmalarıyla, Antakya ilimizde ve ilçelerinde Arapça sözlü müziğin, İnanç ve kültürel ritüel ve bayramların yasaklanması ayıbı vb ceberut uygulamalar içeren “Yüz Yıllık Apartheid Rejimi ile Aleviler dahil, 86 milyon vatandaşın sorunları oldu ve hala var. Ret ve inkar siyaseti nedeniyle rejimin; Kürt, Alevi, Anadil, İnanç Özgürlüğü vb başat sorunları; hukuk, demokrasi, eşit vatandaşlık temelinde çözüm kapasitesi geliş(tiril)memiştir. Çözüme ilişkin kısırlığın mağdurlarını (Aleviler, Kürtler, Başörtülüler vb) sorunların kaynağı olarak görmek ve göstermek çözümsüzlüğü perçinliyor ve sorunların kronikleşmesine yol açıyor. BOZUK YOL, EŞİTSİZ DÜZEN
“Bozuk Yol Alevi Köyüne Gider” deyişi: Aleviler şahsında bütün ötekileştirilen “gayri makbul” ve ikinci sınıf vatandaşlar (Kürt, Arap, Hristiyan, Ermeni, Yahudi, Süryani, Nasrani vb) kategorisinde yer alanların her alanda hizmetlerden mahrum bırakıldıklarına yönelik eleştirel bir toplumsal hafızayı ve gerçeği temsil eder. Askeriyede, Emniyette, karar mercilerinde ve yönetim kademelerinde, Bürokrasinin önemli kritik makamlarında Alevilere yer yoktur.En büyük işveren Kamu istihdamında, bütçeden payında, alt yapıdan üst yapı yatırımlarında, eğitim sağlık vb her alanda kamu hizmetlerine erişimde Alevilere yönelik eşitsizlikler herkesin bildiği sır. ARAP ALEVİLER( NUSAYRİLER) NE İSTER Arap Aleviler (Nusayri) ne istiyor? Antakya Arapça lehçesiyle ifade edersek; “Kil Men عala Dino, Allah İyعino” Herkes kendi dinine göre yaşar, herkesin inancı kendine ve herkes kendi dini/inancı üzere; Allah da ona yardım etsin” anlamında bir deyiş. Arap Alevi (Nusayri) kültürü ve yaşamında özgürlükçü laikliğin ifadesidir. Binyıllardan bu yana, rengarenk bir çiçek bahçesi gibi, barış içinde yaşama hedefi ve mücadelesi sürecinin kazandırdığı özgürlükçü laik yaşam bakış açısının ifadesi bir deyiş. Ortak vatanda vatandaşların bir kısmına İnanç hakları, İnsan Hakları diğerlerine hak mahrumiyetini uygulanamaz. Birimizin inancının tahkir edildiği, dışlandığı ve güvende hissetmediği bir düzende, hiçbirimiz özgür ve güvende olamayız. Laikliğin, demokrasinin, insan haklarının güvencesi ve sahibi tek tek Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler, Araplar vb değil bütün Türkiye toplumudur. Birbirimize ve toplumsal haklarımıza sahip çıkıyoruz. MEVLÜD ORUÇ














